Beni bu hayatta olduğum gibi kabul eden ilk insan. Annem.
Beni en yakından tanıyan... En çıplak halimle beni bilen.. Şöylece bakıp da o anlık ruh analizimi yapabilen..
Duygularımı da en iyi yazarak ifade ettiğimi bilen.. Annem.. Şimdi bu monolog yazımda seninle konuşuyorum işte.
Sen anlarsın şimdi neden yazdığımı, neden sarıldığımda söylemediğimi, konuşmadığımı.. Duygularımın sözcüsü olarak parmaklarımı atamışım bir kere. Bilirsin bunu da, o yüzden sorgulamazsın pek. Kaprislerin bana değildir hiç. Alıngansındır çoğu zaman, ama bana hiç yansımadı bu. Yaparsın, yaparsın, kendinden çok verirsin sevdiklerine.. Hiç karşılık beklemez görünürsün, oysa içten içe beklersin birşeyler. Bazen sadece bir sıcaklık veya bir gülümsemedir beklediğin, bazense biraz daha büyük birşeyler. Maksat, yaptığın fedakarlığın hora geçtiğini hissetmek. Senin gerçeğin de bu işte, İnsanların hayatlarında yer etmek için vermeyi seçmişsin. Kendini var hissetmek için çalışmalı, yapmalı, yaratmalı, üretmeli ve sonuçta birazcık da olsa övgü almalısın. Kendini gerçekleştiriyorsun Anne, için rahat olsun. Aktarıyorsun içindeki sevgiyi etrafına, hatta çoğaltarak yayıyorsun. Ve bunu yaptıklarınla değil, varlığınla yapıyorsun aslında. Bunu yeni de olsa artık fark ettim, işte ondan yazıyorum şimdi. Hayatımdaki varlığının önemini gördüm. Yoksa biraz geç mi oldu otuzbeşe merdiven dayamışken bunu fark etmek? Olsun, sen yanımdayken fark ettim ya, içime siniyor fazlasıyla.
Dedikleri doğruymuş, senin önemini anne olunca anladım. Çünkü bebeklerim olunca senin hayatımdaki konumun değişti resmen. Annem gitti, annane geliverdi sanki. Bebeklerimi gözü kapalı teslim edebildiğim. Sadece onları birine bırakmanın rahatlığı değil, aynı zamanda hepinizin güzel zaman geçirdiğini bilmenin iç huzuru da var sayende. Ve sonra, anne olunca anneliği görerek öğrendiğim. Çocuk bakımı olsun, şefkati olsun, ev çekip çevirme olsun, yemek pişirme olsun. Doğru bildiğim doğrular ve doğru bildiğim yanlışlar. Hepsini senden aldım, tarttım, değerlendirdim ve uyguladım. Bazen seninle aynı hataları yapmış olabilirim, olsun o da kabulüm. Bu benim hayatım ve deneyimim diyiverdim ardından.
Galiba itiraf da etmeliyim, ikinci bebeğimi düşünürken senin orada olduğunu bilmek içime bir güç vermişti. Her ne kadar sana bağımlı bir hayat düzeni kurmayı tercih etmesem de varlığın güç vermişti bana. Ve bana her an her konuda hissettirdiğin gibi, "sen yaparsın" demiştin varlığınla.
Şimdi bütün bunlara ilave bir hediye daha var hayatımda senden. İşimiz, yeni bebeğimiz. Kelimenin tam anlamıyla döke saça, düşe kalka yapmaya çalışırken bu işi, sen yine oradasın. Yanımda, arkamda, önümde, içimde.. Sırtımı yasladığım da sensin, koluna girdiğim de.. Ve hayalim bir gün seni omzumda taşımak gururla. Ve o gün çok yakında, biliyorum. Ben de bu vesileyle seni, senin geçmişini önce şimdiye ve kendi gerçeğime ve sonra da geleceğe taşıyacak olmanın tatlı gerginliğini yaşıyorum bu aralar. Yapabilecek miyim acaba diye sormama fırsat bile vermiyorsun, ben sana destek olurum diyorsun.
İyi ki varsın, Annem. Ben öyle canım cicimli konuşmayı beceremem. En iyi sen bilirsin bunu. Sözün özü şu; seninle hayatlarımızın kesişmesi ve şimdi de bu ortak yolda ilerlemek benim için son derece heyecan verici olduğu kadar da onurlandırıcı.
Güzellikler, başarılar, zenginlikler ve tabii ki yepyeni tatlar bizi bekliyor.